1980-2000 arası Türkiye'de (derin) devlet ve örgüt infazları

From B-Ob8ungen
Jump to: navigation, search

Mart 2012'de İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’ın Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun yaşam hakkı ihlallerini araştırma alt komisyonuna sunduğu bilançoya göre 32 yılda en az 33 bin 635 kişi hayatını kaybetti. Verilen rakamlar şöyle:

Öldürme şekli Rakam
Faili meçhul cinayet 2.872
Yargısız infaz[1] 1.945
Gözaltı/cezaevinde ölenler 1.147
"Kayıplar" 940
Çatışmalarda ölenler 26.731

Bu rakamlara göre 32 yılda 6.904 sivil insan doğal olmayan bir şekilde öldüler ya da "siyasi cinayet" (başka bir deyişle yargısız infaz) kurbanı oldular.

Bana göre bu rakamların arkasında saklı olan insanların dramlarına az da olsa yer vermek gerekir. Kim, nerede ve ne zaman kimler (hangi güç) tarafından öldürüldüğüne dair veri kamuoyu ile paylaşmakla bilgi sahibi olan başkaların katkıları ile aydınlatılmamış cinayetlerin faillerine ulaşmanın yolları da açılmış olabilir. Böyle bir projenin temelleri ne olabilir sorusuna burada yanıt aranıyor.

Çalışmanın boyutu

Bu çalışma ilk etapta 12 Eylül 1980 ile 12 Eylül 2000 tarihleri arasında cereyan eden olaylar ile sınırlı tutmak anlamlı olabilir. Ondan önceki dönem için elde veri bulunmaması bir neden, 2000 yılından sonra bu tür cinayetlerin azalması da başka bir neden. Kapsam dışında tutulan doğal olmayan ölümler şunlar:

  • çatışmada ölenler[2]
  • mayın kurbanları[3]
  • arkasında "örgütlü" bir güç tespit edilmediği süreçte katliamlar

Ölen siviller

1986 yılında kurulan İnsan Hakları Derneği (İHD) ile 1990 yılında kurulan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) 1980 ile 1990 arası pek fazla veri toplamazken 1990 yılından sonra bazı istatistiki veri bulmak mümkün. Yaşam hakkı başlığı altında TİHV yıllık raporlarında yer alan tablolar şöyle:

Tablo 1: Türkiye’de Yaşam Hakkı İhlalleri 1990-2000.

Yıl Yargısız
infaz
Faili
meçhul
Kaybedilen Gözaltında/
cezaevinde
ölenler
1990 ... 11 11 12
1991 98 31 3 21
1992 283 362 8 18
1993 189 467 30 40
1994 129 423 57 53
1995 96 166 49 37
1996 129 113 19 72
1997 98 65 10 52
1998 80 45 11 43
1999 63 52 16 55
2000 56 13 ... 58
Toplam 1.221 1.748 214 461

Kaynak: TİHV tarafından yayınlanan 2001 yılına ait yıllık rapor[4]

Tablo 2: 2001-2010 yıllarında yaşam hakkı ihlalleri (TİHV-İHD karşılaştırmalı tablo)

TİHV raporu İHD raporu
Yıl Yargısız
infaz[5]
Faili
meçhul
Gözaltında/
cezaevinde
ölenler
2001 37 24 57
2002 38 8 48
2003 46 16 22
2004 35 8 38
2005 61 4 16
2006 49 21 11
2007 24 2 10
2008 37 30 47
2009 48 18 43
2010 31 9 45
Toplam 406 140 337
Yıl Yargısız
infaz[6]
Faili
meçhul
Çatışmada
ölenler
2001 55 160 92
2002 40 75 30
2003 44 50 104
2004 47 47 240
2005 89 1 496
2006 130 20 345
2007 66 42 424
2008 65 29 432
2009 108 18 141
2010 100 22 244
Toplam 744 464 2548

Kaynak 1: TİHV tarafından yayınlanan 2010 yılına ait yıllık rapor.[7] ve kaynak 2: İHD websitesi[8]

Her ne kadar yaşam hakkı ihlali sayılan olaylar gene "yüzlerce" diye ifade ediliyorsa da 1990'lı yıllardaki yoğunlukta cereyan etmemiştir. Rakamları karşılaştırmalı olarak göstermenin bir başka nedeni var. Birbirine yakın olduğu bilinen iki kuruluş yaşam hakkı ihlalleri saymak için farklı kıstaslar kullanmış görünüyor. TİHV tablosunda "çatışmada ölenler" yok. "Gözaltında veya cezaevinde ölenler" ise İHD raporunda "yargısız infaz" kategorisine eklenmiş. TİHV'de gösterilen rakamlar aynı şekilde "yargısız infaz" konusuna eklendiğinde benzer rakamlar ortaya çıkar. Ancak "faili meçhul" olaylarında görünen fark (TİHV 140, İHD 464, yani üç misli fazla) kolayca açıklanmaz. Ek olarak da her iki kuruluş 21'inci yüzyılda "kayıp" kategorisinde rakam vermemekle konunun eskisi kadar güncel olmadığına işaret etmektedir.

2007 yılında yapılan araştırma

12 Eylül'den 27 yıl sonra yaşam hakkı ile ilgili bir araştırmam kendi sitemde Türkiye'de yaşam hakkı başlığı ile yayınlamıştım. O zaman sadece 3 kategori seçmiştim

  • (işkence sonucu) gözaltında veya cezaevinde ölenler
  • "kayıp" olanlar
  • silahlı örgütlerin sivillere yönelik saldırılar

İşkence sonucu ölenler

Konunun geniş anlatımı Gözaltında Ölümler sayfasında bulunur. Araştırmada TİHV tarafından 15 yıllık bir dönemi kapsayan ve Mart 1996'da yayınlanan "İşkence Dosyası"nda bulunan bir listeyi temel aldım. Bu listeye göre 419 kişi gözaltında yaşamını yitirmişti. 15 yılı kapsayan rapordan sonraki 5 yıl için TİHV'in yıllık raporlarını kullandım. Belirli kıstaslara göre 75 kadar olay listeden çıkardım. Fakat özel olarak tuttuğum arşiv ve başka kaynaklarda (örneğin İHD listesi) 50 kadar "yeni" olay buldum. Bunları listeye eklemekle 12 Eylül 1980 ile 12 Eylül 2000 tarihleri arasında 428 kişinin emniyette veya cezaevinde şüpheli (işkence şüphesi) bir şekilde öldüklerini tespit ettim.[9] Uyguladığım kıstaslar TİHV'de 2000'den sonra gösterilen olaylara da uygulamakta fayda var sanırım.[10]

"Kayıplar"

Konunun geniş anlatımı Kayıp isimli sayfamda mevcut. Bu konudaki ayıklama yapmak daha zor idi. Araştırmaya temel aldığım veriler Emniyet Genel Müdürlüğü’nde 20 Aralık 1996 tarihinde kurulan "Kayıplar Araştırma Bürosu" 1995 ile 1996 yıllara ait raporları ve İHD tarafından aynı dönem için yayınladığı aylık raporları idi. Akabinde İHD'nin diğer raporlarına da baktım. TİHV’in günlük bültenler ve yıllık raporlarına bakmakla ek bilgiler buldum. 1992 ile 1999 arasında özel olarak tuttuğum bir gazete arşivine ve konu ile ilgili AİHM kararlarına da göz attım. Sonradan ölü olarak bulunanlar artık kayıp olmadıklarına göre listeden çıkartmak gerekiyordu. Örneğin 2000 yılın başında Hizbullah’a karşı başlatılan operasyonlarda birçok cesede ulaşıldı. Bunlardan bazılar 25.01.2000 tarihli Radikal, 03.02.2000 tarihli Evrensel, ve 04.02.2000 tarihli Milliyet ile Radikal gazetelerinde bulunur. Ek olarak TİHV 2000 yılına ait rapora da bakmak lazım. Bundan başka İHD Diyarbakır Şubesi tarafından bir zamanlar İnternet'e konulan Hizbullah ana davasının iddianamesinde birçok "maktul" ismi yer alıyor. "Düzelttiğim" listede 12 Eylül 1980 ile 31 Aralık 1999 tarihleri arasında toplam 817 kayıp görünüyor.[11]

Ayrı listeler: öğretmenler ve gazeteciler

TİHV’in geniş kamuoyu gözünden kaçan önemli bir çalışması daha var. Kasım 1995’de yayınlanan "OLAĞANÜSTÜ HAL BÖLGESİ’NDE EĞİTİM ve ÖĞRETİM (Öğretmenlere saldırılar)" isimli raporda şu tespitler yapılıyordu: "TİHV’nin belirlemelerine göre, PKK’nin silahlı eylemlere başladığı 15 Ağustos 1984 tarihinden 20 Kasım 1995 tarihine kadar geçen süre içinde silahlı-bombalı-satırlı-sopalı saldırılar ya da çatışma ve benzeri şiddet eylemleri sonucunda 142 öğretmen öldürüldü."

Milli Eğitim Bakanlığı'nın sayfasında, kendi arşivimde ve 15 Ağustos 1984 öncesi ile 20 Kasım 1995 sonrası için birkaç olay daha buldum. Bunlar eklendiğinde sonuç şöyle: 20 yıl içerisinde 176 öğretmen öldürüldü. Bunlardan 57'si faili meçhul cinayetlere (bunlardan illa devlet ya da derin devlet sorumlu değil, Hizbullah sorumlu olabildiği gibi PKK veya TİKKO da öldürmüş olabilir) kurban gittiler. 105 öğretmen PKK tarafından öldürüldü veya "kaybedildi". Beş öğretmen işkence sonucu, bir öğretmen de cezaevinde (muhtemelen işkence sonrasında hastalanarak) öldü. Dört öğretmen büyük olasılıkla Hizbullah tarafından öldürüldü. İki öğretmen de TİKKO tarafından öldürülmüş. Patlayan bomba yüzünden hayatını kaybeden iki öğretmen muhtemelen PKK eylemi sonucu öldüler.[12]

Öldürülen gazeteciler konusunda temel, Hrant Dink cinayetinden sonra Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından hazırlanan ve birçok yerde yayınlanan bir liste teşkil ediyordu. Bu listeye göre Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana Hrant Dink öldürülen 62inci gazeteci idi. Gazetecilerin oluşturduğu dernekler kaza sonucunda hayatını kaybeden gazeteciler de basın şehidi diyebilir. Fakat buradaki amaç, resmi veya gayri resmi güçler (Hizbullah veya PKK mesela) tarafından öldürülen gazetecileri saymak.

Sadece 1980 ile 2000 yılları arasında öldürülen gazeteciler hakkında ulaştığım sonuç: 20 yılda 50 gazeteci öldürüldü. 5’er cinayet PKK, Hizbullah ve diğer radikal İslam gruplara mal etmek mümkün. Devletin (derin devletin) sorumlu olduğu olay sayısı 12. Bunlar içerisinde gözaltında ölen iki gazeteci var, iki gazeteci "kayboldu" ve ancak birinin cesedi bulundu.[13]

Yeni proje ve kaynaklar

Eylül 2007'de yaptığım çalışmamın eksiklikleri arasında "yargısız infaz" konusunda sadece "örgüt infazları" almakla bunları 20 yıllık bir zaman dilimi için değil sadece 1990 ile 1999 arası 10 yıllık bir süre için incelemem oldu. Başvurduğum kaynak nerede ise sadece TİHV tarafından yayınlanan yıllık raporlar idi. Silahlı örgütler dışında işlenen yargısız infazlara dair günlük ve yıllık raporlarda bolca malzeme var. Artık bunu da değerlendirmek gerekiyor.

Türkiye'de meydana gelen insan hakları ihlalleri inceleme yetkisi olan bir merci Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)dir. Türkiye bu yetkiyi kabul ettiği 1987 yılından beri yoğun bir şekilde şikayetler Strasbourg'daki mahkemeye intikal ediyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) madde 2 ile korumaya alınmış yaşam hakkı ile ilgili davalar da karara bağlanmış durumda. Bu konuda yaptığım bir ön çalışması şöyle: 2002 ile 2010 yılları arasında Türkiye hakkında verilen kararları özet olarak (İngilizce basın açıklamalarını) yıllara birer dosya haline getirdim. Bundan da AİHS maddelerine göre "ihlal var", "ihlal yok", "dostane çözüm" ve "incelenmemiş" kıstaslara göre gene yıllara ayrılmış listeler oluşturdum. İngilizce olan bu belgeleri paket halinde buradan indirmek mümkün. Sıklaştırılmış (ZIP) dosyasının büyüklüğü 2.7MB.

Bundan sonra 2002 ile 2010 yılları arasında AİHS madde 2 ile ilgili kararları (3 yıllık dönemlere ayırarak) birer sayfa oluşturdum. İngilizce başlıkları ile şunlar:

Bu projede bu bilgilerden nasıl faydalanılır sorusuna Yaşam hakkı ile ilgili AİHM kararları sayfasında yanıt aradım.

1979 yılında Almanya'da bir takım yazar ve milletvekili tarafından "alternatif Türkiye yardımı" (ath) isimli bir girişim kuruldu. İlk etapta resmi yardım yerine Türkiye'de kooperatif ya da başka şekilde örgütlenen projelere yardım toplamak olan bu girişim darbeden sonra çalışmanın odağına Alman kamuoyuna Türkiye'deki siyasi gelişmeler ve özellikle insan hakları konusunda bilgilendirme görevini koydu. Önce sadece Cumhuriyet ve Hürriyet gazetelerindeki haberleri değerlendiren ekip, daha sonra Tercüman ve Milliyet gazeteleri sürekli tarayıp, 6 Nisan 1981 tarihinden itibaren Almanca olarak "türkei-infodienst" (Türkiye bilgilendirme servisi) adıyla iki haftada bir 8 sayfalık bülten çıkarmaya başladı. Bu yayın Eylül 1985'e kadar devam etti.

Ana akım (main stream) gazetelerinden başka Almanya'da örgütlü olan gruplardan bazı bilgiler gelirdi. Farklı örgütlerin sempatizanları tarafından Almanca ve Türkçe olarak farklı yayınlar vardı.[14] Örneğin Devrimci Yol isimli örgüte yakın olan bir çevre Köln şehrinde "Demokrat Türkiye" isimli bir gazete aylık olarak çıkarıyordu (1984'e kadar). Biz ath olarak onlardan da faydalanıyorduk.

Bu şekilde oluşturulan arşive şu anda ulaşamam, fakat (daktilo ile yazılmış) bazı değerlendirmeler mevcut. Ayrıca Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) dokümantasyon merkezinde 1991-1992 yılında çalışmalara yardımcı olurken "doğal olmayan ölümleri listelemek" diye bir projeye başladım. Ankara'da bulduğum ham malzemeyi sonra PKK yayın organında Serxwebun'da çıkan haberlerle karşılaştırdım. Yeni projede 1992 ve sonrasında çıkan sayılarına bakmakta fayda var sanırım.

"Eski" (2007 yılında yapılan) listelerde fazla kaynak bulunmaz. Silahlı örgütlerin infazları gösteren liste nerede ise sadece TİHV tarafından yayınlan yıllık raporlardaki listelerin toplamı. Gözaltında ölüm ile "kayıp" konusunda gösterilen kaynaklardan bazılar İnternet ortamından kaybolmuş görünüyor (örneğin url'da Hayrettin Eren ismi olan bir websitesi artık yok). Yeni projede ek bilgiler bulmak amacıyla kaynaklara daha fazla özen göstermek gerekir.

Listelerde atıfta bulunacak bazı kaynaklar şunlar olabilir:

Batman Barosu

Dikkate alınması gereken örnek bir çalışma Batman Barosu tarafından 2012 yılı başlarında kamuoyu ile paylaşılan bir rapor olabilir.[15] 2010 yılı Ekim ayında yapılan Olağan Genel Kurul ile görevine başlayan Baro Yönetim Kurulu tarafından bir zamanla OHAL diye bahsedilen bölgede meydana gelen faili meçhul cinayetler ve kayıpların araştırılması, bu konuda rapor hazırlanması ve rapor konusu olayların, faillerinin bulunabilmesi, bulunabilen faillerin adalete teslimi için gerekli girişimlerin başlatılması kararlaştırıldı.

Çalışma esnasında Batman ve ilçelerinde bulunan mahkeme ve savcılıklarına, ayrıca zamanında Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne (DGM) bilgi için başvurmuş. Diğer kaynaklar ise Batman İl Özel İdaresi, sivil toplum kuruluşları ve maktul aileleri ve olay tanıkları olarak belirlenmiş.

Dosyaları incelendikten sonra çıkan bazı sonuçlar ise şöyle özetlenebilir:

  • Faili meçhul cinayetlerin büyük çoğunluğu Batman şehir merkezinde ve gündüz saatlerinde işlenmiştir.
  • Ortada görgü tanığı yoktur. İnsanlar tanıklık etmeye korkmuşlar veya görgü tanığı olup olmadığı araştırılmamıştır.
  • Çözülebilen faili meçhul cinayetler de çoğunlukla örgütler tarafından öldürülenler olup bunlar dahi daha çok tanık ifadeleri ile değil faillerin yakalanmaları sonucu, itirafları ile sonuçlanabilmiştir.

Yukarıda belitildiği gibi bu rakamlar sadece tazminat nedeniyle başvuruda bulunulan dosyalarla sınırlı tutulmuş.

İncelenen raporlardan

  • Batman Cumhuriyet Başsavcılığı: 180
  • Batman Emniyet Müdürlüğü: 121
  • Batman İl Özel İdaresi: 154
  • İnsan Hakları Derneği Batman Şubesi: 373

olay hakkında eksik de olsa bilgi vardı. Bilgilerin bir araya getirilmesinden sonra, mükerrer geçtiği düşünülen isimler birleştirilerek bir araya getirildiğinde 513 kişilik ortak bir liste elde edildi.

Yanılgı payı

Tek bir il düzeyinde yürütülen çalışma ile 2007 yılında Türkiye geneline ilişkin yürütülen çalışma arasında sadece Batman ili için büyük farklar kayıplar konusunda ve PKK'ya atfedilen olaylarda görmek mümkün. Bunun temelinde kullanılan (ulaşılan) kaynaklar rol almış olabilir. "Kayıp" listesinde ben İHD listesini temel almıştım. Bunun tutulmasında Ankara'da bulunan genel merkezin rolü olduğu gibi özellikle İstanbul ve Diyarbakır şubelerin katkıları ağırlıkta olduğunu düşünüyorum.

PKK'ya atfedilen olaylar konusunda Batman Barosu daha çok resmi kaynak kullanmış görünüyor (emniyetin ve/ya savcılıklarda mevcut bilgi = iddia). Demek resmi makamlara yansımış birçok olay basında yer almamış, almışsa da TİHV'de değerlendirilen gazetelerde ya yoktu ya da çalışanları tarafından fark edilmemiş. Yeni projede bu konuya ayrıca dikkat etmek gerekir.

Dipnotlar

  1. Buna dur ihtarına uymama/güvenlik güçlerinin rast gele ateşi sonucu hayatını kaybedenler de dahil
  2. Kırsal alanda bulunan karakollara yapılan baskınlar ile şehirlerde "örgüt evleri"ne yapılan baskınlarda her iki taraf silah kullandıysa buna da çatışma denilecek
  3. Savaşta her iki taraf yoğun mayın döşediği bir gerçek. Dolaysıyla mayın patlaması sonucunda ölümlerden kimin sorumlu olduğuna karar vermek imkansız. İlgi duyanlar Mayınsız Türkiye Girişimi'ne ait websitesinde bilgi bulabilir. Belki de bu konuya ayrı bir sayfa açmak gerek.
  4. PDF dosyası olarak indirmek için bu linki tıklayın
  5. Bu kategoriye "dur ihtarı", "rastgele ateş açma" olayları eklendi
  6. Bu kategoriye "korucu cinayetleri", "gözaltında ve kuşkulu ölümler" eklendi
  7. PDF dosyası olarak indirmek için bu linki tıklayın
  8. Raporu indirmek için tıklayın
  9. Tuttuğum listeyi Excel dosyası olarak indirmek mümkün
  10. İngilizce dilinde "death in custody" (gözaltında ölüm) derken "işkence sonucu ölüm" diye bir kavram akla gelir. Tıbbi ihmal, açlık grevi sonucu vb. nedenlerden kaynaklanan ölümlerde işkence veya kötü muamele ne derecede rol oynamış ayrıca irdelemek lazım.
  11. Yaptığım değişiklikleri yorum olarak gösterilen Excel dosyası buradan indirmek mümkün
  12. Öldürülen öğretmenler konusunda hazırladığım liste excel dosyası indirmek mümkün.
  13. Öldürülen gazetecilerle ilgili veriler bir excel dosyasında bulunur.
  14. Konuyu ilgilendiren bir örnek Das blutige Gesicht der Militärjuna başlığı ile İnternet'te bulmak mümkün.
  15. Batman Barosu tarafından hazırlanan rapor buradan indirmek mümkün. Bunun haberleştiren Sabah gazetesindeki habere buradan gidilir