Türkiye'de yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili proje

From B-Ob8ungen
Jump to: navigation, search

2012 yılının ilk aylarında Türkiye'de yaşam hakkı ihlalleri konusunu tekrar ele alma gereği doğdu. Daha önce Türkiye'deki insan hakları örgütleri ve uluslararası alanda çalışan sivil toplum örgütleri (STK) konuyu defalarca dile getirdiler. Bu çalışmalara ve ortaya çıkan istatistiki bilgilere 1980-2000 arası Türkiye'de (derin) devlet ve örgüt infazları sayfasında değinildi. Bunlardan mutlaka faydalanmalı, ancak uzun bir dönem kapsayacak ve yeni bilgilere de yer verecek bir çalışma tasarlandı.

Mevcut bilgiler

Konu hakkında yazılmış kitaplar ve eski gazete ve dergilerinde bulunan bilgilere ulaşmak zor olduğu için ilk etapta İnternet ortamında mevcut bilgilerle yetinmeye karar verildi. Ek olarak konuya duyarlı STK arşivlerinde bulunan ama henüz yayınlanmamış verilere de ulaşmaya çalışmak gerekir.

STK'ler için kullanılacak kısaltmalar şunlar: uluslararası af örgütü (AI), İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV). 1979 ile 1985 yıllar arasında Almanya'da "alternatif Türkiye yardımı" (ath) isimli bir girişim vardı. Almanca olarak çıkartılan yayınlarından da faydalanılır. Bir de Belçika'da Info-Türk isimli bir girişim tarafından 38 yıldır Türkiye üzerine iki dilde (İngilizce ve Fransızca) yayın yapar. Tüm eski sayılara http://www.info-turk.be adresinden ulaşılır. Bu bültenden sayı 47 (Eylül 1980) ve sonrasını taramak gerekir.

Kullanılacak malzemeler üç dilde mevcut: Türkçe (tr), İngilizce (en) ve Almanca (de). Belli başlı rapor ve listeler şunlar:

Yapılan hazırlık

Asıl çalışmaya başlamadan önce var olan, ama sistemli bir şekilde toparlanmamış bilgileri bir araya getirmek icab ediyordu. Nisan 2012'de henüz bitmemiş bu çalışma bu sayfalarda yürütülmektedir

Çok bağlayıcı olmamakla beraber Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından Türkiye'de yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili kararlar mevcut. Bunları önce İngilizce yazılmış bu sayfalarda

sonra Türkçe olan bu sayfada

sergilemeye çalışıldı.

Kasım 2011'de TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu "Terör ve Şiddet Olayları Kapsamında Yaşam Hakkı İhlallerinin İncelenmesi" için bir alt komisyonu oluşturdu. Bu komisyon birçok kişi dinledi. Bazı olaylar hakkında yeni bilgiler elde edilip edilmediğini irdelemek için yapılan çalışmalara daha dikkatli bakmak gerekir. Onu da Yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili TBMM komisyonu sayfasında yapacağız.

Bir takım eski belgeler (gazete haberleri) taranarak Yaşam hakkı ile ilgili belgeler isimli bir sayfada toparlandı. Bundan başka İnternet ortamında bulunan bazı listeler şunlar:

Bu listelerin güvenilirliği hakkında başka yerde tekrar değinilecektir, ancak birçoklarında örgütlerin "şehit" felsefelerine göre öncelikle çatışmada ölenlere yer verilmiş, öte yanda Türkiye dışında ölenler (öldürülenler) olduğu gibi, trafik kazası ya da hastalık yüzünden ölenler de listelere dahil edildiklerini şimdiden belirtmekte fayda var.

12 Eylül öncesi öldürülenler

2012 projesi dışında olan bir konuya az da olsa değinmekte fayda var. Aralık 1978'de 13 ilde sıkıyönetim ilan edilmesine neden olan toplumsal şiddet olaylar ilişkin davalar bu illerde bu tarihten sonra sıkıyönetim askeri mahkemelerinde görülmesine rağmen durmayınca 12 Eylül 1980 tarihinde ordunun (Genelkurmay'ın) darbe yapmasına ve iktidara tamamen el konmasının ana nedeni oluşturduğu için bunlara "yaşam hakkı ihlali" temelinde tekrar bakmakta fayda var.

Amaç, var olan istatistiki bilgileri düzeltmek değil. Ayrıca binlerce diye ifade edilen öldürme fiilleri tek tek tespit etmek 30 yıldan sonra pek mümkün görünmüyor. Hangi taraf daha çok cinayet işledi diye bir soruya da yanıt aramak için veriler yetersiz. Ama Türkiye'de "siyasi cinayetler tarihi" açısından bir şeyler söylemek mümkün olabilir belki. Bu yüzden konuya 12 Eylül öncesi yaşam hakkı ihlali diye bir sayfa ayırdık.

12 Eylül sonrası - ilk yıllar

Çalışmanın sonunda yaşanan ihlaller muhtemelen yıllara göre düzenlenmiş listelerde gösterilecek, fakat yorumlar farklı dönemler için yapmak anlamlı olabilir. 12 Eylül 1980 tarihinden, yani darbeden hemen sonra yoğunlaşan hak ihlalleri önce ilk yılda meydana gelen yaşam hakkı ihlalleri (11 Eylül 1981 tarihine kadar) şeklinde irdeledikten sonra çatışmaların başladığı 15 Ağustos 1984 kadar işlenen (siyasi) cinayetleri ayrı incelenebilir. Bunu 12 Eylül darbesinin ilk yılında yaşam hakkı ihlali ve 1981 ile 1984 yılları arasında yaşam hakkı ihlali diye iki ayrı sayfada yapmak uygun olabilir.

Çatışmalı dönem başlıyor (1984-1990)

12 Eylül sonrasında yaşanan yoğun insan hakları ihlalleri, özellikle gözaltında ve cezaevlerinde gözlemlenen işkence ve ölümler temelinde, gündemden düşmeden Kürdistan İşçi Partisi PKK 15 Ağustos 1984 tarihinde üç yerde gerçekleştirmek istediği ancak iki yerde düzenlenen saldırılarla Türkiye Cumhuriyeti devletini savaş ilan etti. Bundan sonra insanlar sadece gözaltında ya da cezaevinde iken değil, "örgüt evlerine" ya da köylere düzenlenen baskınlarda, ama çoğunlukta çatışmalarda ölecekti. Silahlı olanlar (asker, polis korucu, militan) haricinde silahsız insanlar da önce "düşük yoğunluklu ihtilaf", daha sonra "terörle mücadele" olarak adlandırılan, ancak çatışan bir taraftan "kırlı savaş" olarak adlandırılan ortamda yaşam hakkı ihlaline uğrayacaktı.

Biz bu dönemin ilk yılları gene ikiye ayırdık: 1984-1987 arasında yaşam hakkı ihlalleri (burada kesin tarih 19 Temmuz 1987, çünkü OHAL (olağanüstü bölge valiliği) bu tarihte kuruldu) ve 1987-1990 arasında yaşam hakkı ihlalleri isimli iki sayfa oluşturuldu ve ona göre listeler hazırlandı.

12 Eylül sonrası 10 yıl

12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleşen ve Türkiye'yi derinden sarsan askeri darbesiyle ideolojik amaçlı cinayetlere son verileceği sözü verildiği halde Türkiye'de yaşam hakkı ihlalleri durmadı. Silahlı örgütler arasında (sağ-sol ya da sol içi) öldürmelerde görünür bir azalma olmakla beraber bu kez devlet hem yargı kararları temelinde "yargılı infaz"lara başvurdu hem de öldürme kastı olmazsa bile yoğun işkence ile sadece bedensel yaralama suçu işlemekle kalmayıp yüzlerce insanın işkence yöntemi ile katledilmesinden çekinmemiştir. Bundan başka, devlete düşman olarak gördükleri muhalif insan ve topluluklara cezaevlerinde ve dışarıda uygunlanan baskı politikasıyla karşısında aşırı şiddet benimsemiş bir hareketin gelişmesine fırsat tanıdı.

Bu hareketin (örgütün) uyguladığı şiddete karşı devleti temsil edenler ikinci sınıf vatandaş olarak gördükleri Kürt kökenli insanları korumak istemediği ya da koruyamadığı için olacak ki gene baskı yöntemi ile yandaş olarak seçilen bir takım aşiret mensubu insanları silahlandırarak silahlı örgütün hedefi haline gelmelerini sağladı. Böylece öldürülenlerin hemen hemen hepsinin Kürt kökenli vatandaşların olmasını garanti altına almış oldu. Kendisine güya "kafa tutmuş" veya Cumhuriyet tarihinde 29'uncu isyanın sahibi tarafından işlenen yoğun yaşam hakkı ihlalleri kendi "sicili bozuk" olan devlet tarafından pek gündeme getirilmemişken daha çok kendisi suçlamalara maruz kaldı.

İnsan haklarını savunan kişi ve kuruluşlar henüz iktidara gelmemiş (belirli bir bölgede yaşayan insanlar üzerinde egemenlik kurmamış) örgütleri muhatap almayabilir, ancak böylesi bir iddia ile yola çıkmış örgütlerin insan hakları ihlallerini gözardı edemez. Dolaysıyla 1980-1990 arası Türkiye'de yaşam hakkı ihlalleri sayfasında hem TC devleti adına hareket eden görevliler, hem de amacı ne olursa olsun mevcut devlet karşıtı silahlı örgütler tarafından işlenen yaşam hakkı ihlalleri dillendirilecektir.