Yaşam hakkı ile ilgili AİHM kararları

From B-Ob8ungen
Jump to: navigation, search

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), uluslararası bir teşkilat olan Avrupa Konseyi'ne bağlı olarak 1959 yılında kurulmuş uluslararası bir mahkemedir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleriyle güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireylerin, birey gruplarının, tüzel kişiliklerin ve diğer devletlerin, belirli kurallar dahilinde başvurabileceği bir yargı merciidir. Avrupa Konseyi'ne üye olan ve aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 47 Avrupa devleti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yargı yetkisini tanımaktadır. Mahkeme, Fransa'nın Strasbourg şehrinde bulunmaktadır.

Türkiye'den başvurular

Bu konuya gene İngilizce olan bu sayfada Statistics on judgments of the ECHR on Turkey yanıt vermeye çalıştım. Örneğin 1 Kasım 1998 ile 31 Aralık 2008 tarihleri arasında en çok başvuru Rusya'da gelmişti (56.821). Türkiye başvuru sayısında 24.945 ile üçüncü sırada idi. Ancak kabul edilen başvuru sayısında Türkiye 2.237 ile başta geliyordu (ikinci sırada Almanya 903 kabul edilmiş başvuru). Aynı tarihleri arasında verilen karar sayısında Türkiye gene ilk sırada yer alıyor (1.905 karar). İkinci sırada Rusya yer alıyor (643 karar). En az bir ihlal gören karar sayısında Türkiye gene birinci (1.652 karar) ve Rusya gene ikinci sırada (605 karar).

Yaşam hakkı ile ilgili kararlara gelince Türkiye açısından 2002 ile 2008 yılları arasında şöyle bir durum çıkıyor (basın açıklamalarından oluşturduğum listeler kullanarak hazırladığım bir tablo:

Yıl
Konu
2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008
madde 2 ihlal 2 2 7 11 9 6 13
ihlal yok 3 1 12 15 17 9 5
dostane çözüm 7 8

Burada eklenmesi gereken bir şey var: AİHM yaşam hakkı ile ilgili (işkence yasağı ile ilgili ve benzer maddeler için de) esastan ihlal ile usulden ihlal (violation on procedural grounds) diye iki ayrı ihlal türü kabul ediyor. Bir kişinin ölümünden devlet adına hareket eden (ya da devlet tarafından korunan) biri sorumlu değilse (yani AİHS madde 2 esas yönden ihlal edilmedi derse) akabinde yürütülen soruşturma (kovuşturma) olayın aydınlatılması için etkili yürütülmedi diye AİHS madde 2 usul yönünden ihlal edildi diyebilir. Bu tür kararların çoğunda AİHM ayrıca AİHS Madde 13 (Etkili Bir Hukuki Yola Başvurma Hakkı) ihlal edildiğine dair karar vermiş oldu. Nitekim usul yönünden ihlal demekle madde 13 ihlal edildi demek arasında pek bir fark yok.

İhlal kararlarında aranan koşullar

Birkaç örnek davada AİHM esastan ihlal veya yok demesi için aranan koşullar izah edilecek.

Yusuf Ekinci

Toplumsal Bellek isimli websitenin bu sayfasında şunlar yazılı:

Yusuf Ekinci 14 Ağustos 1942 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesinde doğdu. İlk ve ortaokul öğrenimini Lice’de, lise öğrenimini Diyarbakır’da tamamladıktan sonra 1967 yılında Ankara Hukuk Fakültesini bitirdi. TİP ve DDKO isimli yapılarda yer aldı. 1983 yılında Ankara’ya yerleşti ve Ankara Barosu’na kaydını yaptırıp burada mesleki faaliyetlerine devam etti. 24 Şubat 1994 tarihinde saat 18:00 sularında arabasıyla Ankara’daki evine giderken karanlık güçler tarafından alınmış ve ertesi gün Ankara Gölbaşı mevkiinde kurşunlanmış cesedi bulunmuştur…
Olaydan sonra resmi kurumlar Yusuf Ekinci cinayetini adi bir cinayet olarak ele almış, sorgulanan şahıslar Yusuf Ekinci’nin yakın çevresi ile sınırlı tutulmuştur. Özellikle Susurluk skandalının ardından ortaya çıkan ve Yusuf Ekinci cinayetinde de kullanılmış olan Uzi marka kayıp silahlar ile ilgili olarak, Ekinci Ailesi tarafından savcılığa konu hakkında inceleme başlatma talebi yapılmasına rağmen, bu konuda da resmi makamlarca bir girişimde bulunulmamıştır. Ekinci Ailesi tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine bir tazminat davası ikame edilmiştir. Esastan yapılan incelemede Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni gerekli adli soruşturmayı yapmamış olması sebebi ile tazminata mahkum etmiştir.

12 Temmuz 2002 tarihinde alınan kararda AİHM şunları belirtti:

Başvurucular uluslararası af örgütü ve TİHV raporlarında adı geçen 1994'te Türkiye'de işlenen 400 faili meçhul cinayetlerden biri olduğunu ileri sürmüşlerse de, dosyada kendisinin tehdit aldığına dair veri ve öldürülmesine tanıklık edebilecek kimse yok. Bu yüzden başvurucunun kocası kimin tarafından öldürüldüğü konusu spekülasyondan ibaret olup cinayette devlet ajanlarının rol oynadığı veya devletin bu cinayete göz yumduğu tezi makul şüpheden uzak durmuyor.

Öte yanda Bianet'te 6 Haziran 2011 tarihinde yer alan bir habere göre bir zaman özel polise olan Ayhan Çarkın Yusuf Ekinci cinayeti kendileri tarafından işlendiğini kabul etmiş. Haberde şunlar abisi Tarık Ziya Ekinci'nin şu sözlerine yer verilmektedir:

Biz Yusuf Ekinci'yi öldüren kişilerin İbrahim Şahin ve arkadaşları olduğunu anlamıştık. Ama bunu kanıtlama imkanımız yoktu. Faili meçhul cinayetleri araştırma komisyonunda bulunan Fikri Sağlar, İbrahim Şahin'e "Uzi marka silahları siz kullanıyordunuz. Yusuf Ekinci de Uzi marka silahla öldürüldü. Acaba siz mi öldürdünüz?" diye sorunca İbrahim Şahin biraz şaşırıp bocalamıştı ve "Sadece bizde değil, başkalarında da olabilir" tarzında bir lafla geçiştirmişti.
Biz İbrahim Şahin'i hedef göstererek bir dilekçe verdik. Sonra Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcısı'na bir dilekçe yazdık. Bu dilekçede benim Yusuf Ekinci'nin öldürülmesiyle ilgili yazdığım kitabın değerlendirilmesini, Fikri Sağlar'ın dinlenmesini istedik. Biz önceden Ayhan Çarkın'ı bilmiyorduk. Sadece İbrahim Şahin üstüne yoğunlaşmıştık.
Demirel başbakanken MGK'da PKK meselesinin askeri yöntemlerle çözülemeyeceği düşünülerek, PKK'nin yöntemlerinin uygulanması kararlaştırılıyor. İşte bu yöntem faili meçhul cinayetlerin işlenmesi sürecini 1992'den itibaren başlattı.
O dönemdeki faili meçhul cinayetlerin arkasında bizzat MGK'nın olduğu çok açık. İşin içinde devlet olduğu için, Ayhan Çarkın'ın "tatmin" edilerek ifadesini geri almasının sağlanmasından endişeleniyorum. * Ayhan Çarkın'ın kararlı şekilde verdiği ifadenin arkasında durması gerekiyor. Devlet katından bazı kurumların müdahalesi ile Ayhan Çarkın ifadesini geri alabilir.

Ali Tekdağ

Bianet'te 9 Şubat 2009 tarihinde yer alan bir habere göre "Evli ve yedi çocuk babası, pastacı Tekdağ, 13 Kasım 1994'de Diyarbakır'da eşiyle gittiği alışveriş merkezinin önünden silahlı, telsizli kişilerce başına ceket geçirilerek otomobile bindirilip kaçırılmıştı. O günden sonra kendisinden haber alınamadı. Eşi ve İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) gözaltında kaybedildiği iddiasıyla yaptıkları başvurularına gelen yanıt "Gözaltına alınmadı" oldu.

Ancak o günlerde aynı yerde gözaltında olan başka bir kişi, Seyfettin Demir, Tekdağ'ı, gözaltına alınmasının 45. gününde Diyarbakır Çevik Kuvvet Merkezi'nde gördüğünü söylüyor. Tekdağ "Aileme söyleyin beni katledecekler," demiş, o günden sonra da kendisinden bir daha haber alınamamıştı. 20 Kasım 1996 tarihli Evrensel Gazetesi'nde yayınlanan anılarında bir JİTEM subayı da Tekdağ'a yapılan işkenceleri itiraf etmişti:

"... Önce Diyarbakır İşkence merkezinde, sonra ise Çevik Kuvvet işkence merkezinde sorgulandı. Silvan'a getirilmeden önce Pirinçlik ölüm timinde son kez sorgulandıktan sonra, Alman zırhlı personel taşıyıcısıyla Silvan'a getirildi. Buraya getirildiğinde saç sakal bir birine karışmıştı. 5-6 metreden acayip pis kokuyordu. Ben o zaman operasyon timindeydim. Ali Tekdağ itirafçıların bilgisi dahilinde gözaltına alınmıştı. 90 günün sonunda hiç bilgi vermemişti.”

Ortada dolaşan söylentilere göre de Tekdağ ağır işkenceler altında geçirdiği 120 günün sonunda operasyon timindeki komiser yardımcısı Timuçin ve Boğa lakaplı komutan tarafından silahla taranmış ve öldükten sonra tanınmaması için üzerine benzin dökülerek yakılmış ve Silvan-Diyarbakır karayolunda bir dere yatağına gömülmüş.

Buna karşı AİHM 15 Ocak 2004 tarihli kararında şunları söyler:

Ali Tekdağ, 13 Kasım 1994 tarihinde Dağkapı'da kaybolması ile ilgili taraflar farklı görüşteler. Başvurucu olan eşi Küçükkadı köyünde[1] alışveriş yaptıktan sonra "kayboldu". Eşini kısa bir süre yalnız bıraktıktan sonra onu tanımıyormuş gibi yanında geçti. Onu takip eden silahlı ve ellerinde telsiz olan kişilerle bir yan sokağa girmiş. Silah sesler duyulduktan sonra başvurcunun eşi onu beyaz bir minibüs içinde polisler tarafından götürüldüğünü görmüş.
Hükümete göre Diyarbakır Savcılığı tarafından Adalet Bakanlığı'na yazılan bir yazıya göre Ali Tekdağ hiçbir zaman gözaltına alınmamış. Ali Tekdağ'ın bir kızı yardım ve yataklıktan ceza almış ve kardeşi Hizbullah tarafından öldürülmüş.

AİHM Türk hükümeti dosyanın tamamını hemen iletmemesinden yakınıyor. AİHM olayı incelemek için bor heyet gönderdiğinde de dosyanın bütünü ellerinde yoktu. Başvurucunun anlatımı tutarlı bulan mahkeme sivil polisler ya da devlet adına hareket eden kişiler kocasını kaçırdıklarına dair başka delil veya görgü tanığı ifadesi ile desteklenmediği için yeterli derecede kanıtlanmamış diyor.

Ormaniçi köyüne yapılan saldırı

TİHV tarafından 23 Şubat 1993 tarihinde yayınlanan günlük raporda olay şu şekilde anlatılıyor:

Şırnak'ın Güçlükonak ilçesine bağlı Ormaniçi köyüne baskın düzenleyen güvenlik görevlilerine köydeki bir evde bulunan PKK militanları tarafından ateş açıldı. 20 Şubat günü meydana gelen olayda Servet Uslu adlı jandarma eri öldü. Jandarma erinin ölmesi üzerine güvenlik görevlileri tarafından köydeki evlere rastgele ateş açıldı. 21 Şubat gününe kadar devam eden olaylar sonucunda adı öğrenilemeyen bir çocuk öldü, bir köylü yaralandı, köydeki evlerin büyük bir bölümü yandı ya da tahrip oldu. Olaydan sonra aralarında yaralı köylünün de bulunduğu 10 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar kamuoyuna "çatışma sonucunda yakalanan PKK militanları" olarak tanıtıldı. Jandarma erinin ölümüne yol açan PKK militanlarının ise olayların hemen başında köyü terk ederek kaçtıkları öne sürüldü.

20 Mart 1993 tarihli raporda şu bilgiler yer aldı:

Şırnak'ın Güçlükonak ilçesine bağlı Ormaniçi köyüne 18 Şubat günü baskın düzenleyen güvenlik görevlileri tarafından gözaltına alınan Hüseyin Yıldırım (18) adlı kişi, gözaltında kaldığı 20 günlük süre boyunca ağır işkence gördüğünü söyledi. Serbest bırakıldıktan sonra tedavi olmak için Türkiye İnsan Hakları Vakfı İzmir Temsilciliği'ne başvuran Hüseyin Yıldırım, kendisine zorla dışkı yedirildiğini, mazot ve idrar içirildiğini, elleri arkadan bağlanarak yüzüstü suya yatırıldığını, el ve ayaklarının yakıldığını, buz işkencesine tabii tutulduğunu anlattı.

AİHM 4 Haziran 2004 tarihinde verdiği kararda ise şunları söyler:

Köylülerin anlatımına göre PKK üyeleri arayan güvenlik güçleri Ormaniçi köyüne saldırmışlar ve saldırı sonucunda iki çocuk ölmüş. Evleri yakan askerler köyün erkeklerini gözaltına alıp işkenceye maruz bırakmışlar. Hükümet ise hiçbir ev isteyerek yakılmadığını, kimsenin yaralanmadığı ya da ölmediği ve gözaltına alınanların işkence görmediğini iddia etti.

Bunun üzerine eskiden görev yapan Avrupa İnsan Hakları Komisyonu Ankara'ya bir heyet göndererek 2 ile 4 Nisan 1998 ile 5 ile 10 Ekim 1998 tarihleri arasında 25 başvurucu, 8 köylü ve 15 görevlinin ifadelerin aldı. Komisyon tutanaklarını 1 Kasım 1999 tarihinde AİHM'e teslim etti. Elinde bulunan bilgiler ışığında AİHM şu tespitleri yaptı.

Kendilerine açılan ateşe karşılık Ormaniçi köyüne ateş açmakta güvenlik güçleri haklı idi. Bu bakımdan AİHS madde 2 ihlal edilmedi. Ancak 6 yaşında olan Abide Ekin adlı kız çocuğun ölümüne ilişkin durum farklı. Köyü kontrol altına aldıktan sonra güvenlik kuvvetleri köylüleri meydana topladılar ancak zarar gören siviller hakkında araştırma yapmadılar. Çocuğun annesi iddia ettiği gibi "anında müdahale edilseydi, kızım yaşayabilirdi" tezi her ne kadar tıbbi verilerle desteklenmiyorsa da zarar görmüş siviller konusunda bu enli duyarsız kalınması AİHS madde 2 ihlal anlamına gelir.
Mahkeme ayrıca gözaltına alınan İbrahim Ekinci sonra hastanede zatürreeden öldüğünü öğrendi. Bu hastalığa yakalanması Güçlükonak'a kadar yalın ayakla karda yürütülmesi ve gözaltında maruz kaldığı muameleden kaynaklandığı söylemek mümkün. Bu yüzden burada da AİHS madde 2 ihlal edilmiş olması söz konusu.

Hüseyin Koku

31 Mayıs 2005 tarihinde Koku - Türkiye davasında verilen karar olay şu şekilde anlatılıyor:

Dava 20 Ekim 1994 tarihinde polis tarafından tutuklandığı iddia edilen ve cesedi 26 Nisan 1995 tarihinde Türkiye'nin güneydoğusunda yer alan Pötürge İlçe'sinin dışında bir mevkide bulunan, Hüseyin Koku'nun ölümü ile ilgilidir. Özellikle de 20 Ekim 1994 ve 26 Nisan 1995 tarihleri arasında cereyan eden olaylar, taraflar arasında ihtilaf halindedir.
Başvuran tarafından sunulduğu şekliyle olayları özetle şöyle: Hüseyin Koku, 1958 yılında, Türkiye'nin güneydoğusunda yer alan Elbistan İlçesi'nde doğmuştur. Fatma Koku ile 1994 yılına kadar o zaman yaşları 6 ile 15 arası olan altı çocuk sahibi olmuşlardır. Hüseyin, Kürt yanlısı Demokrasi Partisi (DEP)'nin aktif bir üyesi olmuştur. DEP'in Anayasa Mahkemesi tarafından 1994 yılında kapatılması ve DEP Meclis Üyeleri'nin tutuklanması üzerine DEP'in devamı olarak Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) kurulmuştur. Hüseyin Koku, HADEP Elbistan İlçe teşkilatının kurucu üyelerinden biriydi ve HADEP Elbistan kolunun başkanı olmuştur.
1994 yılı Mart ayı sonu veya Nisan ayı başı, Hüseyin Koku tutuklanmış, gözaltına alınmış ve tutuklu yargılanmasına karar verilmiştir. Kürdistan İşçiler Partisi (PKK)'ne üye olmak, yardım ve yataklık yapmakla suçlanmıştır. 10 Mayıs 1994 tarihinde serbest bırakılmış ve aleyhinde delil yetersizliği nedeniyle 17 Mayıs 1994 tarihinde aklanmıştır.
11 Kasım 1994 tarihinde, Özgür Ülke gazetesinde yayınlanan bir makalede, HADEP Kahramanmaraş kolu başkanının, Hüseyin Koku'nun, kendisine, Elbistan yerel valisi tarafından yapılan tehditlerden bahsettiğini söylediği yazmıştır. Sözkonusu zamanda, Hüseyin Koku, ayrıca, sivil polis memurları tarafından düzenli olarak takip ediliyor ve isimsiz telefonlar ve tehditler alıyordu. 17 Ekim 1994 tarihinde veya yaklaşık bu tarihte, Elbistan'daki Cumhuriyet Mahallesi'nden bazı Kürtler, HADEP yerel merkezine gitmiş ve HADEP yetkililerine, sivil güvenlik güçlerinin mahalledeki Kürt ailelerine ait olan evlerin üzerine kırmızı çapraz işareti çizdiklerini ve çevrede bulunan herkesin ev numaralarını ve kişisel detaylarını not ettiklerini bildirmişlerdir.
18 Ekim 1994 tarihli ertesi gün, Hüseyin Koku, Elbistan Belediye Başkanlığı'na çağrılmıştır. Belediye Başkanı, Hüseyin Koku'ya, onu daha önce tutuklayıp hapse attıklarında onun bölgedeki politik faaliyetlerine devam etmeyeceğini düşündüklerini söylemiştir. Belediye Başkanı, Hüseyin'i bölgeyi terk etmesi konusunda uyarmıştır.
20 Ekim 1994 tarihinde, Hüseyin, kendisini, daha sonra beyaz bir Renault ile götüren, telsiz taşıyan sivil polis memurları tarafından kaçırıldığında, saat 12:00 ile saat 13:00 arasında, Elbistan'daki Malatya Caddesi'nde eşi Fatma ile birlikte yürüyordu. Olay sırasında,Hüseyin'den üç ila dört metre uzaklıkta olan Fatma Koku, olaya tanıklık etmiştir. Üç adam kendilerini polis memurları olarak tanıtmış ve Hüseyin'e onlarla birlikte merkeze geleceğini söylemişlerdir. Kaçırılma olayına görgü tanıklığı eden diğer kişi, yine bu dönemde Elbistan HADEP partisi içinde aktif olan ve Hüseyin'i iyi tanıyan, Bulut Yılmaz'dır. Yılmaz, sivil polis memurlarından birini, dana önce, dükkanındaki gazetelere el koyan polis memuru olarak hatırlamıştır.
1 Kasım 1994 tarihinde, ayrıca, Uluslararası Af Örgütü, Hüseyin Koku'nun ortadan kaybolmasına ilişkin olarak 'Acil Eylem' bülteni yayınlamıştır.[2]
27 Nisan 1995 tarihinde veya yaklaşık bu tarihte, Fatma Koku'ya, polis tarafından, Elbistan'dan yaklaşık 150 km. uzaklıkta, Malatya ilinin Pötürge ilçesi yakınında bir ceset bulunmuş olduğu bildirilmiştir. Fatma ve Koku ailesi üyeleri, Pötürge'ye gittiklerinde, Hüseyin Koku'nun üç veya dört parçaya ayrılmış, başı kesilmiş olan cesediyle karşılaşmışlardır. Cesedin büyük kısmı çürümüş bir haldedir.

Hükümet'in olaylara ilişkin görüşleri ise

Hükümet'in, davanın esaslarına ilişkin görüş sunmadı. Aşağıdaki görüşler, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na 15 Mayıs 1996 tarihinde sunulan görüşlerden ve 10 Nisan 1997 tarihinde sunulan ek görüşlerden alınmış, yani başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesinden önce alınmıştır. Hükümet'e göre, yetkililer, Hüseyin Koku'nun ortadan kaybolduğunun, ilk olarak, Fatma Koku tarafından Kahramanmaraş Valisi'ne sunulan dilekçenin alınması üzerine 3 Kasım 1994 tarihinde farkına varmışlardır. Bu dilekçenin alınması üzerine, Kahramanmaraş Vali Yardımcısı, bazı yetkililerden bilgi talep etmiştir.
7 Kasım 1994 tarihinde, Elbistan Jandarma Komutanlığı, Vali Yardımcısı'na cevap göndermiştir. Bu cevaba göre, Hüseyin Koku, jandarma tarafından gözaltına alınmamıştır. 9 Kasım 1994 tarihinde, Kahramanmaraş Valisi raporunu İçişleri Bakanlığı'na göndermiştir... Cumhuriyet Başsavcısı, Genel Müdürlüğe yazdığı mektubunu, Hüseyin Koku'nun ölümünün C. E. ile kurduğu evlilik dışı ilişkiyle yakından ilgili olduğuyla sonuçlandırmıştır.

AİHM'nin değerlendirmesi

AİHM, başvuranın erkek kardeşinin ortadan kaybolması ve müteakip ölümünden Devlet yetkililerinin sorumlu olduğunu tespit etmemiştir. Ancak, bu durum Hükümet'in ölüm hususundaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Başvuranın da belirtmiş olduğu gibi 2 § 1. maddenin ilk hükmü, Devlet'in yalnızca kasıtlı ve kanuna aykırı bir biçimde yaşamdan mahrum bırakmaktan kaçınmasını değil, aynı zamanda yargı alanı dahilindeki kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli işlemleri yapmasını da öngörür (bkz. L.C.B., yukarıda kaydedilmiş olan, § 36). Bu durum, Devlet'e, yaşamı bir diğer kişinin suç fiili nedeniyle risk altına girmiş bir kişiyi korumak için önleyici eylemsel önlemler almasını gerekli kılar (bkz. Osman, yukarıda kaydedilen, § 115).
Hüseyin Koku'nun yaşamının, gerçek ve ani bir risk altına girip girmediği hususunda AİHM öncelikle, Hükümet'in Hüseyin Koku'nun, iddia edildiği üzere kızlarıyla evlilik dışı bir ilişki yaşamasından hoşnutsuz olmaları sonucu C.E.'nin ailesi tarafından kaçırılmış ve öldürülmüş olduğunu belirttiğini gözlemlemiştir. AİHM ayrıca, yetkili makamların, Hüseyin Koku'nun C.E. ile ilişkisi olduğuna dair iddialardan haberdar oldukları ve bu hususta, Koku aleyhinde başarısızlıkla sonuçlanan bir cezai takibat başlatma girişiminde bulunduklarını belirtmiştir... AİHM, Hüseyin Koku'nun, HADEP Elbistan kolunun başkanı olarak, ortadan kaybolma ve öldürülme riski taşıyan kişiler grubuna girdiği sonucuna varmıştır. Bu bağlamda AİHM, başvuran tarafından sunulan kronolojide detaylı olarak yer verildiği şekliyle - doğruluğuna Hükümet tarafından itiraz edilmemiştir - HADEP için çalışan düzinelerce politikacının ve onlardan önce gelen politikacıların, Hüseyin Koku'nun öldürüldüğü sırada kaçırılmış, yaralanmış ve öldürülmüş olduğuna dikkat çekmiştir... AİHM, soruşturma yapmakla görevli yerel makamların, Hüseyin Koku'nun 20 Ekim 1994 tarihinde kaçırılmasından haberdar oldukları sonucuna varmıştır.
Hükümet tarafından, aslında sözkonusu hayati günlerde, Elbistan Cumhuriyet Savcısı tarafından Hüseyin Koku'yu kimin kaçırdığını bulmak için çalışmalar yapıldığını gösterecek hiçbir bilgi sunulmamıştır... Hükümet, Vali tarafından yürütülen soruşturmada, Hüseyin Koku'nun polis ya da jandarma tarafından gözaltına alınmamış olduğunun tespit edildiğini belirtmiştir. Ayrıca, Malatya Sokağı'nda dükkanları olan kişiler, Hüseyin Koku'nun götürülmüş olduğundan haberdar olmamıştır. Hükümet, Vali tarafından yürütülen soruşturmada, Hüseyin Koku'nun ülkesini yasadışı yollarla PKK'ya katılmak ya da PKK adına eylemler gerçekleştirmek üzere terk etmiş olduğunun ve ortadan kaybolduğuna ilişkin iddiaların, politik amaçlarla ve güvenlik güçlerinin adını lekelemek amacıyla yapıldığının tespit edilmiş olduğunu belirtmiştir.
Sonuç olarak, bu eksiklikler, Hüseyin Koku'nun kanunen yararlanabileceği korunmayı ortadan kaldırmıştır. AİHM, yetkililerin, Hüseyin Koku'nun hayatına yönelik gerçek ve yakın tehlikelerin gerçekleşmesini önlemede, alabilecekleri makul önlemleri almadıkları sonucuna varmıştır. Dolayısıyla, AİHS'nin 2. maddesi ihlal edilmiştir.

İnsan hakları açısından yaklaşım

İnsan haklarının korunmasını gündeme almış bireyler, ulusal veya uluslararası örgütler birer mahkeme değil. Onlara "hakkım ihlal edildi" diye biri gelirse "ispat et" demezler, en fazla anlatılanlar inandırıcı olup olmadığına bakarlar. Başvurular onlar için birer iddia olur. Bunu kamuoyu ile paylaşabildikleri gibi, yorum ve bilgi istemek için resmi mercilere de sunabilirler ya da mağdurların hak arayışlarında soruşturmadan sorumlu savcılıklarda veya kovuşturmadan sorumlu olan mahkemeler nezdinde hukuki yardımda bulunurlar.

Bir iddianın inandırıcı olup olmaması değişik kıstaslarla ölçülebilir. Deneyimli bir insan hakları aktivisti birçok ihlallerden haberdar olduğu için anlatılanlar arasında neye inanacağına ve nerede şüphe duyması gerektiğine karar verebilir. Burada belirli bir coğrafyada belirli dönemlerde sıkça karşılaşılan uygulamalar söz konusu ("kalıplaşmış yöntemler" için İngilizce dilinde "pattern" diye bir sözcük kullanılır). Örnek vermek gerekir bir "kayıp iddiası"nda "kendilerini sivil polis olarak tanıtan kişiler mağduru zorla arabaya bindirdiler" tipik bir yöntem sayılır ya da birinin öldürülmesinde domuz bağı kullanıldıysa Hizbullah cinayeti olma olasılığını yükseltir.

İşkence kapalı kapılar arkasında ve çoğunlukla mağdurun gözleri kapatılmış şekilde yapıldığına göre failleri tanımak, tanık bulabilmek çoğu zaman mümkün değil. Bir kişi kaybolduysa resmi veya gayri resmi güçler tarafından gözaltına alınıp öldürüldüğü de genellikle ispatlanamıyor (sonradan cesedi bulunsa dahi). Bu yüzden insan hakları ile ilgili kurumlar kalıplaşmış insan hakları ihlallerinde "ispatlama yükümlülüğü ters işlemeli" derler.[3]

Temmuz 2007'de yazdığım AİHM kararları adlı (İngilizce) bir raporda bu eleştirimi biraz somutlaştırmaya çalıştım. Burada Gobind Singh Sethi tarafından yazılmış AİHM Kayıplar konusundaki kararları adlı bir yazıya atıfta bulundum. Sethi'nin yazısında AİHM kararların aksine Amerika Arası İnsan Hakları Mahkemesi'nin yaklaşımı anlatıyor. Çoğunlukla Latin Amerika ülkelerinde meydan gelen hak ihlalleri konusunda karar veren mahkeme "bir ihlal iddiası kalıplaşmış ihlal yöntemlere uygunsa esastan ihlaldır" diye karar kıldı. AİHM bu yaklaşımdan bir hayli uzak.

AİHM kararları nasıl ele alınmalı?

Yaşam hakkı ile ilgili AİHM tarafından verilen kararlarda çoğu kez basında veya başka raporlarda yer almayan ayrıntılar bulmak mümkün. Bir olayın değerlendirilmesinde bu bilgiler çok faydalı olabilir. "Yaşam hakkı esastan ihlal edildi" denilen olaylarda rahatlıkla "bu işten devlet sorumludur" denilebilir.

Dostane çözüme giden dosyalar için aynı şey söz konusu değil. Örneğin Memiş - Türkiye davasında (Başvuru No: 42593/98) Türk hükümeti şöyle bir açıklama yapmıştır:

"1. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti mevcut Türk yasalarına ve Hükümet'in böyle olayları engelleme girişimlerine rağmen meydana gelen olaylardan üzüntü duymaktadır.
2. Hükümet, ölümle sonuçlanan bu tür olayları çevreleyen resmi soruşturmaların yetersizliğinin AİHS'nin 2. ve 13. maddelerinin ihlaline yol açtığını kabul edilmektedir. Hükümet, yaşam hakkının korunması yükümlülüğü ve etkili soruşturma yürütülmesi zorunluluğu da dahil olmak üzere gerekli tüm tedbirleri almayı taahhüt eder. Bu bağlamda, bu başvurudakine benzer ölüm olayını azaltacak ve daha etkili soruşturmaların yürütülmesini sağlayacak yeni yasal ve idari önlemlerin alındığını not etmektedir."

Hükümet burada "usulden ihlal kabul" diyor, ama "esastan ihlal kabul" demiyor.

Burada çıkan sonuç şu: AİHM "esastan esastan ihlal" dediği olaylarından doğrudan devlet (belki de "derin devleti") sorumlu tutulabilir. Fakat dostane çözüm ya da sadece "usulden ihlal" denilen olaylar hakkında ek inceleme yapma gereği doğar (farklı kaynaklarda ulaşılan tüm bilgileri dikkate alarak). Fakat "ihlal yok" kararları hemen hak ihlali yok diye bir sonuç cıkmaz.

Yıllara göre listeler

Bu listelerde önce karar tarihi, başvuranın soyadı (AİHM davalarına genellikle böyle bir isim verilir), başvuru numarası yazılmış. Buna göre AİHM sitesinde arama yapmak mümkün. Kararlar "esastan ihlal", "ihlal yok", "usulden ihlal" ve "dostane çözüm" diye sınıflandırılmış. Ölenlerin kimlikleri dışında tahmine dilen ölüm tarihleri de yazılmış, ancak olayların meydana geldiği yerler belirtilmedi. AİHM kararlarında (en azından basın bildirilerinde) tarih ve yer konusu çoğu kez belirsiz kaldığından bu tür verileri farklı kaynaklardan bulmak gerekir. Listelerin son hanesine yazılan "konu" aslında ölüm şekillerine göre "kayıp", "gözaltında (genellikle işkence sonucu) ölüm" ile "(yargısız) infaz" ile parantez içinde olası failler yazılmış. Bu nitelendirmeler nihai değil. Farklı kaynaklarla karşılaştırma yapıldıktan sonra bir kanaat belirtmekte fayda var.

Yıllara verilen listeler başka yerlere kopyalanabilir, birleştirilir ve gerektiğinde olay tarihlerine ya da başka kıstaslara göre sıralanabilir. Bu sayfada yapılan düzenleme ile her bir liste her bir sütun için sıralandırılabilir (ikinci kez düzenleme işaretine basınca sıra tersten başlar).

2002 yılından önce verilen kararlar

Türkçe'ye terüme edilmiş kararların bir bölümü Yargıtay sitesinde bulunur. AİHS madde 2'ye göre sorgulama yapıldığında 140 sonuç çıkar. 2002 yılından önce karara bağlanan davalar şunlar:

Karar tarihi Başvuran Başvuru No Karar Ölen Ölüm tarihi Konu Link
16.07.1995 E.O. 28497/95 usulden ihlal Hasan Ocak 25.06.1993 gözaltında ölüm indir/aç
19.02.1998 Kaya 1996/777 usulden ihlal Abdülmenaf Kaya 25.03.1993 infaz (kolluk) indir/aç
25.05.1998 Kurt 1997/799 ihlal yok Üzeyir Kurt 25.11.1993 kayıp indir/aç
28.07.1998 Ergi 1997/850 usulden ihlal Havva Ergin 29.09.1993 infaz (kolluk) indir/aç
02.09.1998 Yaşa 1997/847 usulden ihlal Haşim Yaşa 14.06.1993 infaz (faili meçhul) indir/aç
20.05.1999 Oğur 21584/93 esastan ihlal Musa Oğur 24.12.1990 infaz (kolluk) indir/aç
08.07.1999 Çakıcı 23657/94 esastan ihlal Ahmet Çakıcı 08.11.1993 kayıp indir/aç
08.07.1999 Tanrıkulu 23763/94 usulden ihlal Zeki Tanrıkulu 02.09.1993 infaz( Hizbullah) indir/aç
28.03.2000 Kılıç 22492/93 esastan ihlal Kemal Kılıç 18.02.1993 infaz (faili meçhul indir/aç

2002 yılında verilen kararlar

AİHM 2002 yılında Türkiye'de yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili şu kararları almıştır:

Karar tarihi Başvuran Başvuru No Karar Ölen Ölüm tarihi Konu
14.02.2002 Orak 31889/96 esastan ihlal Abdülselam Orak 25.06.1993 gözaltında ölüm
18.06.2002 Orhan 25656/94 esastan ihlal Selim Orhan
Hasan Orhan
Cezayir Orhan
06.05.1994 kayıp
28.03.2002 Oral 27735/95 dostane çözüm İsmail Oral 19.05.1991 kolluk
12.12.2002 Adalı 31137/96 dostane çözüm İsmail Hakkı Adalı
Fevzi Yalçın
Kemal Soğukpınar
Refa Şen
07.10.1988 infaz (kolluk)
20.06.2002 Erdoğan 26337/95 dostane çözüm Baki Erdoğan 22.08.1993 gözaltında ölüm
27.06.2002 Yaşa 22281/93 dostane çözüm Yezal Yaşa
Veysi Yaşa
19.12.1992 infaz (kolluk)
17.10.2002 N.Ö. 33234/96 dostane çözüm M.S.Ö. 05.07.1993 gözaltında ölüm
26.11.2002 Yakar 36189/97 dostane çözüm Orhan Yakar 18.11.1996 mayın
05.12.2002 Demir 22280/93 dostane çözüm Dilek Demir
Dilan Demir
19.12.1992 infaz (kolluk)
26.03.2002 Haran 25754/94 dostane çözüm 01.05.1994 infaz (kolluk)
09.04.2002 T.A. 26307/95 ihlal yok M. Salim A. 01.05.1994 kayıp
09.04.2002 Toğcu 27601/95 dava düştü Önder Toğcu 29.11.1994 kayıp[4]
14.05.2002 Önen 22876/93 usulden ihlal Orhan Önen
İbrahim Önen
Mome Önen
16.03.1993 infaz (korucu?)
19.03.2002 Sabuktekin 27243/95 ihlal yok Salih Sabuktekin 28.09.1992 infaz (Hizbullah?)[5]
16.07.2002 Ekinci 27602/95 usulden ihlal Yusuf Ekinci 25.02.1994 infaz (derin devlet)

2003 yılında verilen kararlar

AİHM 2003 yılında Türkiye'de yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili şu kararları almıştır:

Karar tarihi Başvuran Başvuru No Karar Ölen Ölüm tarihi Konu
22.04.2003 Macir 28516/95 dostane çözüm Hacı Sait Macir 01.01.1995 infaz (derin devlet)
22.04.2003 Güler 46649/99 dostane çözüm Ahmet Güler 14.09.1994 infaz (kolluk)
10.02.2003 Eren 42428/98 dostane çözüm İlyas Eren 11.03.1997 kayıp
11.06.2003 Tosun 31731/96 dostane çözüm Fehmi Tosun 19.10.1995 kayıp
18.12.2003 Yurtseven 31730/96 dostane çözüm Şemsettin Yurtseven
Mikdat Özeken
Münür Sarıtaş
27.10.1995 kayıp
22.05.2003 Yaman 37049/97 dostane çözüm Yunus Yaman 30.08.1996 gözaltında ölüm
28.10.2003 Oğraş 39978/98 dostane çözüm Serdar Oğraş 04.07.1995 infaz (kolluk)
14.01.2003 H.K. 29864/96 dostane çözüm Ali Karaca 10.10.1994 gözaltında ölüm
24.04.2003 Aktaş 24351/94 esastan ihlal Yakup Aktaş 25.11.1990 gözaltında ölüm[6]
05.06.2003 Acar 26307/95 büyük daireye M. Salim Acar 20.08.1994 kayıp
05.09.2003 Tepe 27244/95 usulden ihlal Ferhat Tepe 01.07.1993 infaz (derin devlet)

2004 yılında verilen kararlar

AİHM 2004 yılında Türkiye'de yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili şu kararları almıştır:

Karar tarihi Başvuran Başvuru No Karar Ölen Ölüm tarihi Konu
15.01.2004 Tekdağ 27699/95 usulden ihlal Ali Tekdağ 13.11.1994 kayıp
11.02.2004 Seyhan 33384/96 usulden ihlal Süleyman Seyhan 30.10.1995 kayıp
17.02.2004 İpek 25760/94 esastan ihlal İkram İpek
Servet İpek
18.05.1994 kayıp
30.03.2004 Şen 25354/94 usulden ihlal Mehmet Şen 26.03.1994 infaz (faili meçhul)
20.04.2004 Buldan 28298/95 usulden ihlal Savaş Buldan 03.06.1994 infaz (derin devlet)[7]
04.06.2004 Özkan 21689/92 esastan ihlal Abide Ekin
Ali Yıldırım
İbrahim Ekinci
20.02.1993 infaz (kolluk)
13.07.2004 Erkek 28637/95 usulden ihlal Namık Erkek 01.12.1992 gözaltında ölüm[8]
13.07.2004 M.K. 29298/95 ihlal yok Rıdvan Karakoç 31.07.1994 ölü bulundu[9]
27.07.2004 Çelik 41993/98 dostane çözüm Bülent Çelik 05.11.1996 ev baskını
27.07.2004 İkincisoy 26144/95 esastan ihlal Mehmet Şah İkincisoy 22.11.1993 infaz (kolluk)
27.07.2004 Ağdaş 34592/97 usulden ihlal İrfan Ağdaş 13.05.1996 dur ihtarı[10]
27.07.2004 A. 30015/96 usulden ihlal Cihan Akkum 23.08.1994 gözaltında ölüm
29.07.2004 Yılmaz 35875/97 usulden ihlal Sariye Yılmaz 07.10.1996 infaz (kolluk)[11]
04.08.2004 Özalp 32457/96 esastan ihlal Cavit Özalp 26.08.1995 patlayıcı[12]
04.08.2004 Acar 26307/95 ihlal yok M. Selim Acar 20.08.1994 kayıp
28.10.2004 Zengin 46928/99 usulden ihlal İzzettin Zengin 28.11.1998 infaz (kolluk)
30.11.2004 A.K. 38418/97 ihlal yok B.K. 28.11.1994 gözaltında ölüm[13]

2005 yılında verilen kararlar

AİHM 2005 yılında Türkiye'de yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili şu kararları almıştır:

Karar tarihi Başvuran Başvuru No Karar Ölen Ölüm tarihi Konu
17.03.2005 Gezici 34594/97 esastan ihlal Şemsettin Gezici 19.08.1996 gözaltında ölüm[14]
13.09.2005 Kaplan 36749/97 esastan ihlal Ömer Bayram
Rıdvan Altun
08.08.1996 infaz (kolluk)
26.07.2005 Şimşek 35072/97 esastan ihlal Gazi olayları 12.03.1995 infaz (kolluk)
13.01.2005 Demir 34491/97 esastan ihlal Kadri Demir 25.09.1996 cezaevinde ölüm
31.05.2005 Akdeniz 25165/94 esastan ihlal Mehdi Akdeniz 20.02.1994 kayıp
24.05.2005 Acar 36088/97 esastan ihlal Hasan Akay
İsmet Acar
Mehmet Ağırman
Abdülkadir Akan
Süleyman Acar
Mehmet Akan
20.04.1992 infaz (korucu)
24.05.2005 Aydın 25660/94 esastan ihlal Necati Aydın 09.04.1994 gözaltında ölüm
24.03.2005 Akkum 21894/93 esastan ihlal Mehmet Akkum
Mehmet Akan
Derviş Karakoç
10.11.1992 infaz (kolluk)
08.02.2005 Tanış 65899/01 esastan ihlal Serdar Tanış
Ebubekir Deniz
25.01.2001 kayıp
18.10.2005 Akdoğdu 46747/99 ihlal yok Burhanettin Akdoğdu 13.12.1997 gözaltında intihar[15]
22.03.2005 Güngör 28290/95 usulden ihlal Mustafa Güngör 01.06.1991 infaz (faili meçhul)[16]
15.07.2005 Kaçar 35838/97 esastan ihlal Halis Kaçar 11.03.1994 infaz (Hizbullah)[17]
18.10.2005 Aslan 75307/01 ihlal yok Ebuzeyt Aslan
Halit Aslan
07.09.2001 sözde infaz
20.09.2005 Özgen 38607/97 usulden ihlal Fikri Özgen 27.02.1997 kayıp[18]
10.06.2005 Haran 28299/95 usulden ihlal İhsan Haran 24.12.1997 kayıp[19]
18.01.2005 Menteşe 36217/97 usulden ihlal Kamil Menteşe
Sabri Akdoğan
Abdulvahap Maço
Yusuf Bozkuş
13.05.1994 infaz (kolluk)[20]
22.11.2005 Kaya 33420/96 usulden ihlal Güçlükonak olayı 01.01.1996 infaz (faili meçhul)
17.03.2005 Türkoğlu 34506/97 usulden ihlal Talat Türkoğlu 01.04.1996 kayıp
10.06.2005 H.Y. 40262/98 usulden ihlal Mahmut Yıldız 21.11.1997 gözaltında ölüm[21]
31.05.2005 Çelikbilek 27693/95 esastan ihlal Abdülkadir Çelikbilek 14.12.1994 infaz (kolluk)[22]
31.05.2005 Kişmir 27306/95 esastan ihlal Aydın Kişmir 12.10.1994 gözaltında ölüm[23]
31.05.2005 Koku 27305/95 esastan ihlal Hüseyin Koku 01.10.1994 infaz (faili meçhul)[24]
31.05.2005 Toğcu 27601/95 usulden ihlal Ender Toğcu 29.11.1994 kayıp[25]
31.05.2005 Ateş 30949/96 esastan ihlal Kadri Ateş 13.06.1995 infaz (kolluk)[26]

2006 yılında verilen kararlar

AİHM 2006 yılında Türkiye'de yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili şu kararları almıştır:

Karar tarihi Başvuran Başvuru No Karar Ölen Ölüm tarihi Konu
16.11.2006 Huylu 52955/99 esastan ihlal Engin Huylu 06.02.1999 tıbbi ihmal[27]
21.02.2006 Memiş 42953/98 dostane çözüm Mehmet Memiş 28.06.1996 infaz (kolluk)
25.04.2006 Erdoğan 19807/92 esastan ihlal İbrahim Erdoğan
Yücel Şimşek
İbrahim Ilcı
Cavit Özkaya
Hasan Eliyugun
12.07.1991 ev baskını[28]
25.07.2006 Bilgin 40073/98 esastan ihlal M. Mihdi Bilgin 01.08.1994 infaz (korucu)[29]
19.09.2008 Dinç 32597/96 esastan ihlal Rıdvan Dinç 15.05.1994 infaz (asker)
19.10.2006 Demir 41335/98 esastan ihlal Azimet Demir 30.07.1997 infaz (kolluk)
19.10.2006 Diril 68188/01 esastan ihlal Zeki Diril İlyas Diril 13.05.1994 kayıp[30]
04.11.2006 Uçar 52392/99 ihlal yok Cemal Uçar 24.11.1999 cezaevinde intihar[31]
01.10.2006 Bişkin 45403/99 usulden ihlal Mehmet Bişkin 04.01.1996 ölü bulundu[32]
21.02.1996 Şeker 52390/99 usulden ihlal M. Şah Şeker 09.10.1999 kayıp[33]
01.10.2006 Mordeniz 49160/99 usulden ihlal Fahriye Mordeniz
Mahmut Mordeniz
03.12.1996 ölü bulundu[34]
12.05.2006 Yazıcı 48884/99 usulden ihlal Ramazan Yazıcı 22.11.1996 ölü bulundu
21.02.2006 Eren 57778/00 usulden ihlal karı-koca Eren 26.09.1997 kayıp[35]
07.06.2006 Kavak 53489/99 usulden ihlal Cemal Kavak 24.04.1996 ölü bulundu
19.10.2006 Yıldırım 56154/00 usulden ihlal Adnan Yıldırım 03.06.1994 infaz (derin devlet)[36]
24.10.2006 Kaya 4451/02 usulden ihlal Hakkı Kaya 16.11.1996 kayıp
27.06.2006 Ayhan 41964/98 usulden ihlal M. Emin Ayhan 10.06.1992 infaz (Hizbullah)[37]
01.12.2006 Bayrak 42771/98 ihlal yok Abdullah Bayrak
Medeni Şimşek
23.09.1993 infaz (Hizbullah)[38]
28.03.2006 Perk 50739/99 usulden ihlal Fuat Perk
Meral Akpınar
Ayten Korkulu
09.02.1996 ev baskını[39]
05.02.2006 Çelebi 54182/00 usulden ihlal Hayrullah Çelebi 01.11.1995 dur ihtarı
19.09.2006 Karabulut 45784/99 usulden ihlal Ö. Kemal Karabulut 20.10.1997 infaz (kolluk)[40]
20.06.2006 Yaşaroğlu 45900/99 ihlal yok Erkan Yaşaroğlu 11.08.1990 infaz (kolluk)[41]

2007 yılında verilen kararlar

AİHM 2007 yılında Türkiye'de yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili şu kararları almıştır:

Karar tarihi Başvuran Başvuru No Karar Ölen Ölüm tarihi Konu
27.02.2007 Akpınar 56760/00 usulden ihlal Seyit Külekçi
Doğan Altun
14.04.1999 çatışma
06.05.2007 Anık 63758/00 usulden ihlal Ahmet Anık
Abdulkerim Sarı
19.09.1999 infaz (kolluk)[42]
06.12.2007 Bakan 50939/99 ihlal yok M. Şerif Bakan 1995 infaz (kolluk)[43]
26.06.2007 Canan 39436/98 esastan ihlal Abdullah Canan 21.02.1996 infaz (kolluk)
23.01.2007 Çardakçı 39224/98 dostane çözüm Sabri Çardakçı infaz (kolluk)
10.02.2007 Dölek 39541/98 ihlal yok Mustafa Hacı Dölek 24.06.1995 infaz (kolluk)
20.11.2007 Amaç 54719/00 ihlal yok köylüler 15.07.1997 mayın
06.12.2007 Ekrem 75632/01 usulden ihlal Süleyman Ekrem 29.11.1999 infaz (kolluk)[44]
15.02.2007 Erdoğan 57049/00 usulden ihlal Fuat Erdoğan
İsmet Erdoğan
Elmas Yalçın
28.09.1994 ev baskını[45]
29.11.2007 Gülşenoğlu 16275/02 esastan ihlal Vedathan Gülşenoğlu 22.03.1994 infaz (kolluk)[46]
10.02.2007 Kaya 47544/99 usulden ihlal Şefik Kaya 13.09.1994 ölü bulundu
24.07.2007 Kurnaz 36672/97 ihlal yok Mehmet Kurnaz 01.12.1997 cezaevinde ölüm[47]
20.02.2007 Salgın 46748/99 usulden ihlal İsa Salgın 22.11.1997 asker ölümü
26.04.2007 Üçak 75527/01 usulden ihlal A.İ. Dağlı 14.04.1995 kayıp
05.10.2007 Uzun 37410/97 usulden ihlal Kamil Uzun 16.09.1994 infaz (kolluk)[48]
19.07.2007 Yıldırım 40074/98 usulden ihlal M. Emin Yıldırım 07.02.1996 infaz (kolluk)

2008 yılında verilen kararlar

AİHM 2007 yılında Türkiye'de yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili verdiği kararlar arasında Kıbrıs'ta cereyan eden olaylar hakkında verilen kararlar dahil edilmemiştir. Aynı şekilde ölümle sonuçlanmayan olaylar da dahil edilmemiştir. Ancak bazı (şüpheli) asker ölümlere yer verilmiştir. Şu kararlar listeye dahil edilmiştir:

Karar tarihi Başvuran Başvuru No Karar Ölen Ölüm tarihi Konu
17.06.2008 Yılmaz 21899/02 esastan ihlal Maşallah Yılmaz 01.10.1999 asker ölümü
27.05.2008 Çalışkan 13094/02 usulden ihlal Mehmet Çalışkan 01.05.2000 asker ölümü[49]
14.10.2008 Küçük 63353/00 esastan ihlal Yusuf Küçük 04.06.1998 infaz (kolluk)[50]
21.10.2008 Kilavuz 8327/03 esastan ihlal Baybars Geren 24.11.2001 cezaevinde ölüm[51]
04.08.2008 Duran 42942/02 esastan ihlal Bayram Duran 16.10.1994 gözaltında ölüm[52]
26.02.2008 Mansuroğlu 43443/98 esastan ihlal Mazlum Mansuroğlu 15.08.1996 infaz (kolluk)[53]
21.10.2008 Günay 51210/99 esastan ihlal Deham Günay 11.07.1997 kayıp[54]
01.08.2008 Özdemir 54169/00 esastan ihlal Mehmet Özdemir 26.12.1997 kayıp[55]
17.06.2008 Yıldırım 29109/03 usulden ihlal İzzettin Yıldırım 28.01.2000 infaz (Hizbullah)[56]
14.10.2008 Gülen 28226/02 usulden ihlal Ayşe Gülen Uzunhasanoğlu 17.04.1992 ev baskını[57]
20.05.2008 Kasa 45902/99 usulden ihlal Hakan Kasa 13.08.1993 infaz (kolluk)[58]
25.11.2008 Aydın 34813/02 usulden ihlal Fatih Aydın 26.08.2001 asker ölümü[59]
24.01.2008 Osmanoğlu 48804/99 usulden ihlal Atilla Osmanoğlu 25.03.1996 kayıp

2009 yılında verilen kararlar

AİHM 2009 yılında Türkiye'de yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili şu kararları almıştır:

Karar tarihi Başvuran Başvuru No Karar Ölen Ölüm tarihi Konu
31.01.2009 Yeter 33750/03 esastan ihlal Süleyman Yeter 07.03.1999 gözaltında ölüm[60]
24.03.2009 Beker 27866/03 esastan ihlal Mustafa Beker 08.03.2001 asker ölümü[61]
22.09.2009 Beyazgül 27849/03 esastan ihlal Haşim Beyazgül 19.09.2001 infaz (kolluk)
10.06.2009 Acar 30742/03 usulden ihlal iki ölü 01.04.1992 infaz (korucu)[62]
13.10.1009 Gasyak 27872/03 usulden ihlal dört ölü 06.03.1994 infaz (itirafçı)[63]
31.03.2009 Horoz 1639/03 ihlal yok Muharrem Horoz 03.08.2001 açlık grevi
04.07.2009 Çetin 19180/03 usulden ihlal Harun Çetin 01.03.1993 gözaltında ölüm

2010 yılında verilen kararlar

AİHM 2010 yılında Türkiye'de yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili şu kararları almıştır:

Karar tarihi Başvuran Başvuru No Karar Ölen Ölüm tarihi Konu
27.05.2010 Karabulut 23872/04 esastan ihlal kız çocuğu 29.07.1998 infaz (kolluk)[64]
20.04.2010 Bektaş 10036/03 esastan ihlal Murat Bektaş
Erdinç Arslan
05.10.1999 ev baskını[65]
20.04.2010 Özcan 18893/95 esastan ihlal Yılmaz Özcan 24.09.2000 infaz (kolluk)[66]
20.05.2010 Perişan 12336/03 esastan ihlal sekiz ölü 24.09.1996 cezaevinde ölüm[67]
19.01.2010 Tuna 22339/03 usulden ihlal Faruk Tuna 08.08.1980 gözaltında ölüm
01.12.2010 Babat 44936/04 usulden ihlal Önder Babat 03.03.2004 infaz (derin devlet)[68]
06.08.2010 Wolf-Sorg 6458/03 usulden ihlal Andrea Wolf 23.10.1998 çatışma[69]
14.09.2010 Dink 7072/09 esastan ihlal Hırant Dink 19.01.2007 infaz (derin devlet)
09.11.2010 Ölmez 22746/03 esastan ihlal Hacı Ölmez 08.04.2003 infaz (kolluk)[70]

2010 yılından sonra verilen kararlar

Türkçe'ye terüme edilmiş kararların bir bölümü Yargıtay sitesinde bulunur. 2010 yılından sonra karara bağlanan davalar ve tercüme edilmiş kararlar şunlar:

Karar tarihi Başvuran Başvuru No Karar Ölen Ölüm tarihi Konu Link
12.04.2011 Peker 42136/06 esastan ihlal Nurettin Peker 19.12.2000 cezaevinde yaralanma indir/aç
11.01.2011 Gündüz 4611/05 esastan ihlal İbrahim Serkan Gündüz 08.07.2003 asker ölümü indir/aç

Yargıtay sitesinde arama sonuçları arasında gösterilen iki karar metne Nisan 2012'da ulaşılamadı. Her ikisi, Havva Dudu Albayram (başvuru no 24470/09) ve Metin (başvuru no 26773/05) asker ölümleri ile ilgilidir,

İngilizce dilinde basın açıklamalara yer veren bir sitede (http://sim.law.uu.nl/) bulunan dava özetlerinden Kurt v. Turkey davası: başvuru no. 23164/09, karar tarihi: 22.11.2011, Dülek ve diğerleri başvuru no: 31149/09, Acet ve diğerleri, başvuru no: 22427/06, Servet Gündüz ve diğerleri, başvuru no: 4611/05 gene asker ölümü ile ilgilidir. İlginç olan bir davaya ilişkin basın açıklamasından şunlar anlaşılıyor:

Dava: Paçaci ve diğerleri, başvuru no. 3064/07, karar tarihi: 08.11.2011

Bu dava 4 Temmuz 1980 tarihinde Çorum olayları sırasında ölen Ali Paçaci ve Veysel Paçaci ile ilgilidir. Bu konuda Erzincan Askeri Mahkemesi'nde 27 Aralık 1983 tarihinde dava açtı. 2 Şubat 1984 tarihinde 11 sanığa ceza verildi, 10 sanık ise beraat etti. Mahkeme yedi kişi hakkında dava açılması için savcılığa talimat gönderdi ve 18 Ocak 1985 tarihinde Çorum Ağır Ceza Mahkemesi üç kişi hakkında yargılamaya başladı. Bu dava 17 Mayıs 2005 tarihinde sanıkların kimlikleri hakkında duyulan belirsizlik nedeniyle kapandı. Başvurucular buna itiraz etti, ancak itirazlar yerinde görülmedi.

Türkiye bireysel başvuru hakkını 28 Ocak 1987 tarihinde tanıdığı için AİHM olayın esasına ilişkin karar verme yetkili değildi, ancak usuluna ilişkin mahkemelerde yürütülen davalarda gereken ciddiyetini görmediğinden ötürü AİHS madde 2 usuldan ihlal edildiği sonucuna vardı.

Dipnotlar

  1. Belki Küçükkadı köyünde bir alışveriş merkezi vardır, yoksa mahkemeye intikal eden bilgiler gazetelerde yer alan bilgilerle çelişmekte.
  2. Af örgütünün raporu İngilizce dilinde bulmak mümkün
  3. Örneğin Birleşmiş Milletler'de İnsan Hakları Komisyonu'nda İşkence ve Kötü Muamele'den sorumlu Özel Raportör, Manfred Nowak, BM Genel Kurulu'na 14 Ağustos 2006 tarihinde İşkenceye Karşı Sözleşmesi'nin 15inci maddesi ile ilgili sunduğu bir raporda şunu söyledi: The Special Rapporteur recalls that in the light of well-founded allegations of torture under article 15 of the Convention the burden of proof shifts to the State to establish that evidence invoked against an individual has not been obtained under torture." Raporun tam metnini indirmek için buraya tıklayın
  4. Toğcu davası Kararın Türkçesi bu adreste bulunur (PDF)
  5. Sabuktekin davası Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  6. Aktaş davası Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  7. Buldan davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  8. Erkek davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  9. M.K. davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  10. Ağdaş davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  11. Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  12. Özalp davası Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  13. A.K. davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  14. Gezici davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  15. Akdoğdu davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  16. Güngör davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  17. Kaçar davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  18. Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  19. Haran davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  20. Menteşe davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  21. H.Y. davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  22. Çelikbilek davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  23. Kişmir davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  24. Koku davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  25. Toğcu davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  26. Ateş davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  27. Huylu davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  28. Erdoğan ve diğerleri davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  29. Bilgin davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  30. Diril davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  31. Uçar davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  32. Bişkin davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  33. Şeker davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  34. Mordeniz davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  35. Eren davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  36. Yıldırım davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  37. Ayhan davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  38. Bayrak davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  39. Perk davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  40. Karabulut davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  41. Yaşaroğlu davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  42. Anık davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  43. Bakan davası: Bakan.pdf Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  44. Ekrem davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  45. Erdoğan ve diğerleri davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  46. Gülşenoğlu davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  47. Kurnaz davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  48. Uzun davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  49. Çalışkan davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  50. Küçük davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  51. Kılavuz davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  52. Duran davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  53. Mansuroğlu davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  54. Günay davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  55. Özdemir davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  56. Yıldırım davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  57. Gülen davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  58. Kasa davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  59. Aydın davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  60. Yeter davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  61. Beker davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  62. Acar davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  63. Gasyak davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  64. Karabulut davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  65. Bektaş davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  66. Özcan ve diğerleri davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  67. Perişan davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  68. Babat davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  69. Wolf-Sorg davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)
  70. Ölmez davası: Kararın Türkçesi bu sayfada mevcut (tıklayın)